

© 2026 e-Gündem. Her hakkı saklıdır


© 2026 e-Gündem. Her hakkı saklıdır

İlayda SORKU
Mevcut ÇED alanı 835 hektardan 1287 hektara çıkarılacak. Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü açık ocak alanı 134 hektardan 353 hektara genişletilecek. Siyanür kullanılarak altın ayrıştırılan yığın liç alanı ise 83 hektardan 257 hektara çıkarılacak.
Şirketin yıllık üretim kapasitesi de iki katına yaklaşacak. Mevcut durumda yılda 7 milyon 760 bin ton olan üretim kapasitesi yılda 15 milyon 500 bin tona yükseltilecek. Yığın liç tesisinin toplam kapasitesi de büyütülecek. Mevcut kapasitesi 75 milyon ton olan tesisin kapasitesi 155 million tona çıkarılacak.
Kapasite artışıyla birlikte yaklaşık 1300 hektara ulaşan ormanlık alan daha madencilik faaliyetlerinin etkisi altına girecek. Bölgedeki karaçam ormanları ise artışla birlikte daha fazla zarar görecek. Halihazırda maden faaliyetlerinden etkilenen tarım arazileri ve meralar üzerindeki baskı da büyüyecek. Proje alanında bulunan Madra Dağı'nın yeraltı su rezervlerinin kullanılması ve kirlenme riski taşıması nedeniyle bölgenin içme ve kullanma suyu kaynakları olumsuz etkilenecek. Madra Barajı üzerindeki baskı katlanacak.
Öte yandan maden sahasının Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasındaki su bölüm çizgisi üzerinde bulunması dikkat çekti. Olası bir sızıntı ya da kirlenme durumunda iki ayrı havza aynı anda etkilenecek. Bölgedeki Madra Deresi, Kocaçay ve Karadere de doğrudan etki altında kalacak su varlıkları arasında.
Toplam su ihtiyacı saniyede 57 litre olan proje için halihazırda başta Düdüklü Suyu olmak üzere altı ayrı su kaynağından su çekiliyor. Madenin su kullanımıyla ilgili ortaya çıkan Devlet Su İşleri (DSİ) belgeleri şirketin kullandığı birçok yeraltı suyu kuyusunun resmi kayıtlarda "kaçak kuyu" olarak yer aldığını ortaya koymuştu. Şirket sanayi suyu temini amacıyla kullandığı bu kuyular için yalnızca cezai işlem bedeli öderken halkın su kaynaklarını sömürmeye devam ediyor.
Şirketin ÇED raporunda bazı pasa alanlarının asit kaya drenajı oluşturma riski taşıdığı bilgisine yer verildi. Bu durumun ağır metallerin ve çeşitli kirleticilerin su kaynaklarına karışmasına yol açabileceği belirtildi.
Öte yandan bir bölümü Kozak Yaylası Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı sınırları içerisinde olan maden ruhsat sahasında işletme faaliyetlerinin sona ermesinin ardından büyük çukurlar halinde kalacak olan açık ocaklar, zaman içinde göle dönüşerek bölgenin hidrolojik yapısını değiştirecek.
∗∗∗
Çanakkale ve Balıkesirliler uzun yıllardır TÜMAD'a direniyor. Şirketin Kazdağları coğrafyasındaki talanı İvrindi Altın Madeni ile sınırlı değil. Şirket son olarak, Kanadalı Alamos Gold'un devasa bir ekolojik yıkım bırakarak terk ettiği Çanakkale Merkez'e bağlı Kirazlı köyü yakınındaki Kirazlı Altın Madeni sahasında çalışmalara yeniden başlamasıyla gündeme geldi. Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarında planlanan projeye ilişkin çalışmaların ise hangi ruhsata dayanarak sürdürüldüğü kamuoyuna açıklamadı. Yaşam savunucuları, defalarca şirketin hukuksuzca faaliyet sürdürdüğünü dile getirse de TÜMAD bölgede orman yolunu kapatıp faaliyetini sürdürmeye devam ediyor.

İlayda SORKU
Mevcut ÇED alanı 835 hektardan 1287 hektara çıkarılacak. Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü açık ocak alanı 134 hektardan 353 hektara genişletilecek. Siyanür kullanılarak altın ayrıştırılan yığın liç alanı ise 83 hektardan 257 hektara çıkarılacak.
Şirketin yıllık üretim kapasitesi de iki katına yaklaşacak. Mevcut durumda yılda 7 milyon 760 bin ton olan üretim kapasitesi yılda 15 milyon 500 bin tona yükseltilecek. Yığın liç tesisinin toplam kapasitesi de büyütülecek. Mevcut kapasitesi 75 milyon ton olan tesisin kapasitesi 155 million tona çıkarılacak.
Kapasite artışıyla birlikte yaklaşık 1300 hektara ulaşan ormanlık alan daha madencilik faaliyetlerinin etkisi altına girecek. Bölgedeki karaçam ormanları ise artışla birlikte daha fazla zarar görecek. Halihazırda maden faaliyetlerinden etkilenen tarım arazileri ve meralar üzerindeki baskı da büyüyecek. Proje alanında bulunan Madra Dağı'nın yeraltı su rezervlerinin kullanılması ve kirlenme riski taşıması nedeniyle bölgenin içme ve kullanma suyu kaynakları olumsuz etkilenecek. Madra Barajı üzerindeki baskı katlanacak.
Öte yandan maden sahasının Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasındaki su bölüm çizgisi üzerinde bulunması dikkat çekti. Olası bir sızıntı ya da kirlenme durumunda iki ayrı havza aynı anda etkilenecek. Bölgedeki Madra Deresi, Kocaçay ve Karadere de doğrudan etki altında kalacak su varlıkları arasında.
Toplam su ihtiyacı saniyede 57 litre olan proje için halihazırda başta Düdüklü Suyu olmak üzere altı ayrı su kaynağından su çekiliyor. Madenin su kullanımıyla ilgili ortaya çıkan Devlet Su İşleri (DSİ) belgeleri şirketin kullandığı birçok yeraltı suyu kuyusunun resmi kayıtlarda "kaçak kuyu" olarak yer aldığını ortaya koymuştu. Şirket sanayi suyu temini amacıyla kullandığı bu kuyular için yalnızca cezai işlem bedeli öderken halkın su kaynaklarını sömürmeye devam ediyor.
Şirketin ÇED raporunda bazı pasa alanlarının asit kaya drenajı oluşturma riski taşıdığı bilgisine yer verildi. Bu durumun ağır metallerin ve çeşitli kirleticilerin su kaynaklarına karışmasına yol açabileceği belirtildi.
Öte yandan bir bölümü Kozak Yaylası Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı sınırları içerisinde olan maden ruhsat sahasında işletme faaliyetlerinin sona ermesinin ardından büyük çukurlar halinde kalacak olan açık ocaklar, zaman içinde göle dönüşerek bölgenin hidrolojik yapısını değiştirecek.
∗∗∗
Çanakkale ve Balıkesirliler uzun yıllardır TÜMAD'a direniyor. Şirketin Kazdağları coğrafyasındaki talanı İvrindi Altın Madeni ile sınırlı değil. Şirket son olarak, Kanadalı Alamos Gold'un devasa bir ekolojik yıkım bırakarak terk ettiği Çanakkale Merkez'e bağlı Kirazlı köyü yakınındaki Kirazlı Altın Madeni sahasında çalışmalara yeniden başlamasıyla gündeme geldi. Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarında planlanan projeye ilişkin çalışmaların ise hangi ruhsata dayanarak sürdürüldüğü kamuoyuna açıklamadı. Yaşam savunucuları, defalarca şirketin hukuksuzca faaliyet sürdürdüğünü dile getirse de TÜMAD bölgede orman yolunu kapatıp faaliyetini sürdürmeye devam ediyor.